Cam armonika 18'inci yüzyılın çok popüler bir enstrümanı oldu. Kahramanımız bu yeni buluşu olan enstrümanı yolculuklarında bile yanında taşıyor, her gittiği yerde dostlarına konserler veriyor, hem onları eğleniriyor, hemde kendini dinlendiriyordu. Eşi Deborah, armonikadan çıkan sesleri "meleklerin müziği" olarak nitelendiriyordu.1757 yılında, Amerika'dan İngilitere'ye görevli olarak gönderilmişti. Londra'da bulunduğu süre içerisinde, bu güzel kentin tüm kültürel olanaklarından yararlanmaya kararlıydı. Bunun içinde konserleri izliyor, sergilere gidiyor, kütüphaneleri dolaşıyor, kısaca günlerini dolu dolu yaşamaya çalışıyordu. Bir gece arkadaşları onu Richard Puckridge adlı amatör bir müzisyenin konserine götürdüler. Bu müzisyenin çaldığı enstruman çok ilginçti. Önünde 15 civarında irili ufaklı cam bardak yan yana dizilmişti ve her bardak, farklı düzeyde su ile doluydu. Puckridge, bardakların önünde yerini aldı, önce parmaklarını su ile ıslattı. Sonra nemli parmak uçlarını bardakların ağız kenarında dolaştırmaya başladı. Camın titreşimi sonucu ortaya inanılmaz güzellikte sesler yayılıyordu. Bardakların birinden diğerine atladıkça farklı titreşimdeki sesler, farklı notalar gibi algılanıyor ve sonuçta ortaya güzel, etkileyici bir beste çıkıyordu.
Bu bardak setine Müzikli bardaklar" ya da "Şarkı söyleyen bardaklar" denildiğini öğrendi. Bu bardaklarla verilen amatör konserler, son zamanalrda Londra'da çok popülermiş. Kahramanımız bu gösteriden çok etkilenmişti. Duyduğu sihirli sesleri bir türlü unutamıyordu. Herzaman olduğu gibi bu konuya da bilimsel olarak yaklaştı. Bardak setini bir entrümana nasıl dömüştürebilirdi?
Bir cam üfleyici buldu ve onunla birlikte çalışmaya başladı. Birkaç düzine yarımküre biçiminde kaplar hazırlattı. Her bir kap farklı büyüklük ve kalınlıktaydı. Böylece farklı sesler çıkaracaktı. Bu da farklı notalar demekti. Kapların tabanında, tam ortadan bir delik açtı. 37 tane yarımküreyi demir bir çubuk üzerine yan yatmış bir biçimde yan yana, büyükten küçüğe doğru monte etti. Bir camın kenarı, diğerinin üzerini örtüyor; ama dokunmuyordu. Kayarak birbirilerine çarpmaması içinde aralarına mantar tıpalar koyudu. Hangi yarımkürenin hangi notayı verdiğinin kolayca anlaşılabilmesi için de farklı renklerde boyayarak bir çeşit kodlama yaptı. Cam kapların sıralandığı demir çubuk, ayak pedalı ile çevirilen bir tekere bağlanmıştı. Pedala basınca teker dönüyor, o da demir cubuğa monte edilmiş cam kapları hızla çeviriyordu. Fırıl fırıl dönen kapların kenarlarına ıslak parmaklarla dokunduğunda müzikal sesler çıkıyordu. aleti 1761 yılında tamamladı. Bu yeni enstrümana "Cam armonika" adını verdi. Nedenine gelince, "armoni" ya da "harmoni"nin sözlğk anlamı çeşitli sesler arasındaki kulağa hoş gelen uyum demekti.

Cam armonika 18'inci yüzyılın çok popüler bir enstrümanı oldu. Kahramanımız bu yeni buluşu olan enstrümanı yolculuklarında bile yanında taşıyor, her gittiği yerde dostlarına konserler veriyor, hem onları eğleniriyor, hemde kendini dinlendiriyordu. Eşi Deborah, armonikadan çıkan sesleri "meleklerin müziği" olarak nitelendiriyordu.
Bu yeni buluş, çok kısa zamanda Avrupa'da ve sonra Amerika'da yayıldı. Beethoven*, Mozart, Donizetti gibi besteciler özellikle armonika için yaptılar bestelediler.
Cam armonikanın hızla artan popüleritesi 19'uncu yüzyıl başından itibaren azalmaya başladı ve 1820'lere gelindiğinde tümüyle unutuldu.

Araştırmaya ve yaratmaya doymayan kahramanımız, bu sansasyonel altein yapımında önceleri sodyumlu ya da kurşunlu camlar kullanıyordu. Ama sonradan saf kristal camlar kullanarak çok daha güzel, temiz ve etkileyici sesler elde etti.
Çocukluğunda yalnızca 2 yıl okula gidebilen; ama kendini yetiştirerek devlet kademelerinde çok önemli görevler alan , birçok buluşu olan bu Amerikalı devlet adamı kahramanımızın ismi BENJAMIN FRANKLIN'dir..
Bütün Dünya - Hazırlayan: Hoochie Coochie Man