Louis Armstrong
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen (Okunma Sayısı 3652 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
 
Hoochie Coochie Man
Erhan Ösüm
Yönetici



= 216 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 2,642

Kingus Kick Ass..!!


WWW
 
« : 03 Kasım 2007, Saat 17:52 »



Louis Daniel Armstrong (4 Ağustos 1901 - 6 Temmuz 1971) Amerikan caz müzisyenidir.

Armstrong, karizmatik ve yenilikçi bir müzisyendi. Müzikal yeteneği ve renkli kişiliği ile işlenmemiş bölgesel dans müziği halindeki caz müziğini popüler bir sanat biçimine dönüştürdü. Muhtemelen 20.yüzyılın en ünlü caz müzisyenidir ve Türkiye'de de tanınmaktadır. İlk ününü trompetçi olarak kazandı ancak kariyerinin sonlarına doğru asıl tanındığı alan vokalist ve en etkili caz şarkıcılarından biri olmasıydı.

Erken dönem yaşamı

Armstrong 4 Ağustos 1901'de New Orleans, Louisiana'da fakir bir ailenin ferdi olarak doğdu. Gençliği yoksulluk içinde şehir merkezinin dışında New Orleans'ta geçti. Babası William Armstrong (1881-?), Louis küçük bir çocukken evi terketmişti. Annesi Mary Albert Armstrong (1886-1942) onu ve küçük kız kardeşi Beatrice Armstrong Collins'i (1903-1987) büyükanneleri Josephine Armstrong'un himayesine bıraktı. İlk kez cornet çalmayı New Orleans Home for Colored Waifs adlı müzik grubunda öğrendi. (İlk cornetini Karnofskys adlı göçmen bir Rusya Yahudisi aileden aldığı borç parayla almıştı) Burada birçok defalar kurallara uymadığı için problem yaşadı. Hatta yeni yıl kutlamalarında babasının silahını havaya ateşlemesi polis kayıtlarına geçti. Gençliğinde şehrin sık rastlanır bando gösterilerini takip etti ve her fırsat bulduğunda eski müzisyenleri dinledi. Bunk Johnson, Buddy Petit, hepsinin ötesinde kendisine akıl hocalığı yapan ve neredeyse bir baba figürü oluşturan Joe "King" Oliver'dan öğrenimini sürdürdü. Daha sonraları bandolarda ve New Orleons'ın nehir gemilerinde çaldı. Seyahat etmeye Mississippi nehrinde aşağı yukarı turlayan bir vapurda, tanınmış Fate Marable adlı grupla başladı. Marable ile geçirdiği bu dönemi daha sonra kendisine yazılı anlaşmalarla çalışma konusunda daha geniş bir deneyim kazandırdığı için "üniversiteye gitmek" olarak tanımladı. Joe Oliver 1919'da şehirden ayrıldığında Armstrong Kid Ory's band adlı şehirde en taze, hareketli caz grubu olarak kabul edilen grupta Oliver'ın yerini aldı.

Erken dönem kariyeri

1922'de Armstrong kendisini davet eden Joe "King" Oliver'ın yanına gitti ve onun Creole Jazz Band adlı grubuna katıldı. 1920'lerde Chicago caz müziğin merkeziyken Chigago'daki en iyi ve en etkili grup buydu. Armstrong 1923'te Oliver'ın grubunda ikinci cornet olarak çalarken bazı sololar dahil olarak ilk kayıtlarını yaptı. Armstrong Oliver ile çalışmaktan mutluydu ancak karısı piyanist Lil Hardin Armstrong onu adının afişlerde daha göz alıcı bir sırada olmaya çabalaması için zorladı. Bunun üzerine 1924 yılında Oliver ile dostça ayrıldılar ve Armstrong o zamanın en ünlü Afrikan-Amerikan grubu Fletcher Henderson orkestrasıyla çalmak için New York'a gitti. Armstrong trompetini kendi bölümündeki diğer müzisyenlerle daha iyi bir uyum haline getirdi. Bu dönem boyunca bir yandanda New Orleons'tan eski bir dostu, piyanist Clarence Williams ile birçok kayıtlar yaptı. Bunlara ikincil küçük caz grupları ve blues şarkıcılarına eşlikleri dahildir.

1925 yılında Chigago'ya döndü ve kendi ismi altında ünlü Hot Five and Hot Seven'ı hit şarkılar "Potato Head Blues", "Muggles" ve "West End Blues" kayıtlarına başladı ve caz müziğin yıllar boyunca sürecek gündemini, standardını belirledi. Armstrong'un "West End Blues"daki trompet girişi caz tarihindeki en meşhur doğaçlamalardan biri olarak kabul edildi.

Armstorng 1929'da New York'a döndü, 1930'da Los Angeles'a gitti ve Avrupa'yı turladı. Birçok yılı yollarda geçirdikten sonra 1943'te kalıcı olarak Queens-New York'a yerleşti

Müzik yayımcılarının(Tin Pan Alley) ve gangstervari işleyen müzik piyasasının etkileriyle değişime-iniş çıkışlara uğrasada tarzını geliştirmeye devam etti.

Sonraki 30 yıl boyunca Armstrong yılda 300 kereden fazla müziğini sahnede icra etti. 1940'lar boyunca büyük grupların bilet satışları toplum zevkindeki değişiklikler sebebiyle azaldı. Dans salonları kapandı. Ayrıca televizyon ve diğer popüler hale gelen müzik türleri ile rekabet ortaya çıkmıştı. Böylelikle 16 parçadan oluşan büyük bir grubu geçindirmek, finanse etmek imkansız bir hale geldi.

The all stars

1950'lerde Armstrong grubunu 6 kişiye düşürdü ve meşhur ettiği Dixieland caz müzik türüne döndü. Grubun ismi The All Stars idi. Birçok defalar Barney Bigard, Jack Teagarden, Trummy Young, Arvell Shaw, Marty Napoleon, Big Sid Catlett, ve Barrett Deems'de dahil oldu. Bu dönemde birçok kayıtlar yaptı ve otuzun üzerinde filmde göründü. 1964 yılında Armstrong en çok satılan kaydı Hello Dolly'yi yaptı.

Armstrong yoğun tur programını ölümünden birkaç yıl öncesine kadar korudu. Aynı zamanda Afrika, Avrupa ve Asya'yıda US State Department sponsorluğunda büyük bir başarıyla turladı ve "Büyükelçi Satch" adıyla anılır oldu.

Son yıllarında sağlığını kaybetmeye başlayınca çalışma planını kısıtladı ama bu kısıtlamalar altında çalışmalarına öldüğü güne dek devam etti.

Armstrong 1971 yılında bir kalp krizi sebebiyle 69 yaşında öldü. Bir gün öncesinde bir şovu vardı. New York'ta Flushing Cemetery'de defnedildi.

Müziği

Erken döneminde, Armstrong en çok cornet ve trompetteki virtüözlüğü ile tanınıyordu. Kendisinin en iyi trompet kayıtları Hot Five ve Hot Seven kayıtlarında dinlenebilir. Bu kayıtlarda, New Orleans caz stantartlarında günün popüler şarkılarına yaptığı doğaçlamalar daha sonraki caz müzisyenlerininkilerle beraber günümüze dek geldi. Eski kuşak New Orleans caz müzisyenlerinin doğaçlamalarından sıklıkla melodiyi doğaçlama değiştirme olarak söz edilirken Armstrong'un doğaçlamaları bu dönem için yenilikçi-cesur, daha kompleks, çoğunlukla ince ayrıntılı ve melodiktiler. Sıklıkla çaldığı pop-tune'ları temelden yeniden besteleyerek daha ilgi çekici hale getirdi. Çalma şekli neşeli bölümlerle doluydu, orjinal melodilerden yaratıcı sıçramalara sahip, ince, yumuşak ya da enerjik ritimlerden ilham aldı. Bu yaratıcı bölümlerdeki asıl hüner, Armstrong'un trompetin ses erimini, tonunu ve kapasitesini arttıran sebatkar çalışmalarıyla bilenmiş icra tekniğindeki üstünlüktür. Bu kayıtlarda Armstrong caz solistinin görevini neredeyse tek eliyle yapmış kadar oldu. Temelde bir kolektif folk müziği alıp bireysel ifade tarzı için çok sayıda olasılıklar barındıran bir sanat biçimine dönüştürdü. Armstrong'un 1920'lerdeki performansı yeteneklerinin sonuna kadar kullanılmasıdır. The Hot 5 kayıtları, temelde, spontane çalma gayretiyle oluşan ve dinleme zevkini azaltan birçok küçük bozulma ve eksik nota barındırır. 1930'ların ortalarında neler yapabileceği ve mükemmeliyetçilik hakkındaki fikirlerini nasıl gerçekleştirebileceği konusunda sarsılmaz bir özgüven kazandı. Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı. Armstrong scat türünde şarkı kaydeden ilk kişi değildi ama bu konuda sözü geçen biriydi ve popülerize olmasına yardımcı oldu. Scat türünde söyleyişiyle "Heebie Jeebies" hit şarkısı oldu. "I'm A Ding Dong Daddy From Dumas" adlı şarkı kaydının ortasında "I done forgot the words/sözleri unuttum" seklinde şarkıyı söylemeye devam etti. Bu gibi kayıtları hit olurken scat türü şarkı söylemek performansının başlıca bölümü haline geldi. Bununla birlikte bundan uzun süre öncede Armstrong sesinde oynamalar yaparak, cümleleri kısaltarak ve uzatarak, doğaçlamalar ekleyerek sesini trompeti kadar yaratıcı biçimde kullanıyordu.

Uzun kariyeri boyunca dönemin en önemli enstrümentalistleri ve vokalistleri ile çaldı ve söyledi. Bunların arasında Jimmie Rodgers, Bing Crosby, Duke Ellington, Fletcher Henderson, Bessie Smith ve özellikle Ella Fitzgerald sayılabilir.

Bing Crosby üzerindeki etkisi sonradan ortaya çıkan popüler müziğe göre daha önemlidir. Crosby Armstrong'a hayrandı ve tarzını kopyalıyordu. Buna delil olarak erken dönem kayıtları ve özellikle "Just One More Chance" (1931) gösterilebilir.

Armstrong, Ella Fitzgerald ile üç albüm kaydetti. Bunlar sırasıyla şunlardır;

    * Ella and Louis
    * Ella and Louis Again
    * Porgy and Bess

1950 lerdeki kayıtları Satch Plays Fats, all Fats Waller tunes, ve Louis Armstrong Plays W.C. Handy muhtemelen onun son büyük yenilikçi kayıtlarıydı ama Disney Songs the Satchmo Way bile müzikal bir öneme sahip olmayı başardı. Ancak sonraki yapıtları aşırı derecede basitçe ve kendini tekrarlayan olduğu gerekçesiyle eleştirildi.

Armstrong "Stardust", "What a Wonderful World", "When The Saints Go Marching In", "Dream a Little Dream of Me", "Ain't Misbehavin'", ve "Stompin' at the Savoy" gibi birçok hit parçaya imza attı. "We Have All the Time in the World" parçası James Bond filmi "On Her Majesty's Secret Service'te kullanıldı.

1964 yılında Billboard Top 100 Chart'ta Beatles'i "Hello, Dolly" adlı çalışmasıyla 1 numaradan indirdi ve yerine geçti. Böylelikle 63 yaşında bir müzisyen olarak ABD müzik listelerinde 1 Numaraya yerleşmiş şarkı sahibi en yaşlı insan olarak rekor kırmış oldu.

Armstrong 1968 yılında İngiltere'de son bir hit parça daha yapmayı başardı. Bu bir ay boyunca İngiltere listelerinde 1 Numarada kalan hayli duygusal şarkı "What a Wonderful World"tür. Ancak şarkı asıl popüleritesini 1987 yılında Günaydın Vietnam filminde kullanılmasından sonra kazandı ve birçok ülkede listebaşı şarkı oldu.

 Filmografi [değiştir]

    * Ex-Flame (1930)
    * A Rhapsody in Black and Blue (1932) (kısa film)
    * I'll Be Glad When You're Dead You Rascal You (1932) (kısa film)
    * Pennies from Heaven (1936)
    * Artists & Models (1937)
    * Every Day's a Holiday (1937)
    * Dr. Rhythm (1938)
    * Going Places (1938)
    * Cabin in the Sky (1943)
    * Show Business at War (1943) (kısa film)
    * Jam Session (1944)
    * Atlantic City (1944)
    * Pillow to Post (1945)
    * New Orleans (1947)
    * A Song Is Born (1948)
    * Young Man with a Horn (1950)
    * I'm in the Revue (1950)
    * The Strip (1951)
    * Glory Alley (1952)
    * The Road to Happiness (1953)
    * The Glenn Miller Story (1953)
    * High Society (1956)
    * Satchmo the Great (1958) (belgesel)
    * The Night Before the Premiere (1959)
    * The Five Pennies (1959)
    * The Beat Generation (1959)
    * La Paloma (1959)
    * Kærlighedens melodi (1959)
    * Jazz on a Summer's Day (1960)
    * Paris Blues (1961)
    * Auf Wiedersehen (1961)
    * When the Boys Meet the Girls (1965)
    * Hello Dolly! (1969)

Copyright (C) 2000,2001,2002  Free Software Foundation, Inc.
59 Temple Place, Suite 330, Boston, MA  02111-1307  USA
Bu lisans belgesi, harfi harfine aynı olmak koşuluyla herkes tarafından
kopyalanabilir, çoğaltılabilir ve dağıtılabilir, fakat değiştirilemez.
Logged
 
immo
Umut Dernekoğlu



= 81 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 992

Kendimi Bulduğum Heryerdeyim...


WWW
 
« Yanıtla #1 : 10 Kasım 2007, Saat 18:43 »

demi demi bir what a wonderful world yorumu vardır muhteşemdir. Günaydın vietnam filminde hepimizi ne derece güzel etkilemiştir.
Logged

Kendimi Bulduğum Heryerdeyim...
"Blues kendini bulmaktır, özüne dönmektir..."
 


= 11 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 43


WWW
 
« Yanıtla #2 : 23 Aralık 2007, Saat 13:58 »

''Dünyada iki çeşit müzik vardır:iyi müzik ve kötü müzik.Ben bırıncısıyle ilgilenırım'' diyen muhtesem insan.İmmo ne güzel söyledin kesinlikle''what a wonderful world'' muhtesem yorumdur,bunun dısında bence ''hgh society'' de ıyıdır cunku sesı inanılmaz ön planda sevıyorum o muhtesem gırtlagı.
Logged

''ONUR,milliyeti olmayan o ulustur,aynı zamanda bir köprü olan o gökkuşağıdır,içinde hangi kanın dolaştığı önemli olmayan kalpteki o tınıdır;sınırlar,gümrükler ve savaşlarla alay eden o asi itaatsizliktir...''
 
immo
Umut Dernekoğlu



= 81 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 992

Kendimi Bulduğum Heryerdeyim...


WWW
 
« Yanıtla #3 : 25 Aralık 2007, Saat 17:01 »

herhangi bir ansiklopedinin Caz başlığını açın mutlaka bu adamın resmi vardır ki ilk konulan resimdir o meşhur ingiliz hikayelerindeki çalgıcı karakterlerinden sonra yahut önce  Smiley sonra mutlaka biyografisi Caz başlığı altında yazılmıştır, o derece cazla bütünleşmiş ve de caz o derece Louis Armstrong'la bütünleşmiştir. Hiç duymadım, hiç caz dinlemedim diyen insan bile mutlaka bir parçasını dinlemiş ve mutlaka bir parçası onun hoşuna gitmiştir. Bu derece evrensel bir sounda sahip bir efsane. Sokaktan tutun birisine what a wonderful world u dinletin sonrada sorun Louis'i tanıyor mu acaba! Elbette çoğunluk tanımaz ama "what a wonderful world" u bilir ve sever. Bu arada Luthi  Smiley "Hsh Society" benim favori parçamdır. Neyse işte birde bunun kadar tanınmış ve mutlaka bir parçası sevilen Frank Sinatra vardı keza o da popüler jazz daha doğrusu popüler motiflerle işlenmiş klasik jazz icra ederdi daha doğrusu söylerdi...
Logged

Kendimi Bulduğum Heryerdeyim...
"Blues kendini bulmaktır, özüne dönmektir..."
 


= 11 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 43


WWW
 
« Yanıtla #4 : 29 Aralık 2007, Saat 17:25 »

Öyle mi bilmiyodum bi arastırmam gerek galiba, soyledıgın iyi oldu'' frank sinatra'' biseyleri bilmemek kötu...
Logged

''ONUR,milliyeti olmayan o ulustur,aynı zamanda bir köprü olan o gökkuşağıdır,içinde hangi kanın dolaştığı önemli olmayan kalpteki o tınıdır;sınırlar,gümrükler ve savaşlarla alay eden o asi itaatsizliktir...''
 
Queen_of_Metal
Elif Yurdaer



= 209 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 1,516


 
« Yanıtla #5 : 29 Aralık 2007, Saat 22:24 »

''Dünyada iki çeşit müzik vardır:iyi müzik ve kötü müzik.Ben bırıncısıyle ilgilenırım'' diyen muhtesem insan.İmmo ne güzel söyledin kesinlikle''what a wonderful world'' muhtesem yorumdur,bunun dısında bence ''hgh society'' de ıyıdır cunku sesı inanılmaz ön planda sevıyorum o muhtesem gırtlagı.

bu sözü ile bence müziğin evrenselliğini ve tarzların ölümünü açığa kavuşturmuştur..
bir kaç isim var bu şekilde yorumlayan müziği.. ne güzel.. herkezin anlamasını temenni ederim!!!!
Logged

Bana fiil-i geçmiş zamanla değil
Şimdiki zamanla gelin!
Bana yaşanmışlıklarınızla değil
Yaşanmamışlıklarınızla gelin
Kimsenin tarihinin tozlu sayfalarında
güzel ve aydınlık şeyler yazmaz.
Bende zamanı karartmaya değil,
Zamanda renkleri bulmaya gelin!!!!

Amor,Vuelve de la Muerte...

Queen of metal (müzik en büyük uyuşturucudur)
 


= 6 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 70


 
« Yanıtla #6 : 18 Ekim 2008, Saat 21:20 »

ahhh What a wonderful world hangimizin zihninden silinebildi ki...
Logged

all that jazz...
 
bluebirdshine
Hazan Yılmaz



= 6 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 47


 
« Yanıtla #7 : 24 Ekim 2008, Saat 16:23 »

Benim hayatımda büyük bir yeri vardır bayılırım taparım kendisine. O sesi ilk duyduğumdaki duygularımı kelimelerle ifade edemem heralde. Mükemmel baba. Bu arada Erhan bu başlığı açtığın için teşekkür ederim.
Logged
 


= 18 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 86


 
« Yanıtla #8 : 22 Ocak 2009, Saat 00:56 »

şarkı söylerken 32 dişin hepsini gösterebilen yegane insanlardan biri
Logged

Hayvan
 
Billie..
Buket Törin.



= 16 Bardak
Çevrim dışı Çevrim dışı

Mesaj Sayısı: 107


 
« Yanıtla #9 : 01 Mayıs 2009, Saat 22:13 »

Bir de 'La Vie En Rose'u söyleyişi vardır ki,What A Wonderful World'ten sonra beni bitirir.
Logged

belki de yeraltında yaşıyordu aşk
sırf bu yüzden öldürebilir biri kendini
                                              ki öldürmüştü
sırf bu yüzden bir çocuğun
başı düşer gitarına
                        ki düştü
ve yüzünde kahredici bir gülümseme.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır



Copyright ©

2007 - 2010 Her hakkı
İstanblues.org'a aittir.

XHTML ve CSS

Bu Sayfalar, XHTML ve CSS
standartlarına uygundur.

Tasarım

Powered By
RocketTheme