Jack White

Perşembe, Kasım 28, 2013


1975, Detroit, Michigan) pek çok kez Grammy Ödülü kazanmış Amerikalı yapımcı, aktör, multi-enstrümantalist rock müzisyeni ve bestecidir. Özellikle, Şubat 2011′de dağılan The White Stripes grubuyla tanınır.
İlk solo albüm çalışması olan Blunderbuss’ı 24 Nisan 2012′de çıkaran White, The Raconteurs ve The Dead Weather gruplarının da kurucu üyesidir.
2007 yılında Rolling Stone dergisinin yaptığı En İyi 100 Gitarist sıralamasında U2′ nun efsanevi basçısı The Edge ve Cazcı  Kardeşlerin gitaristi Steve Cropper gibi yıllanmış sanatçıları geride bırakarak 17. sırada yer almıştır.

Müzik sektörünün Oskarı olarak kabul edilen Grammy Ödül Törenlerinin 46.sında The White Stripes grubunda yaptığı “Seven Nation Army” en iyi rock şarkısı ödülü kazanmıştır.
ÇocukluğuPolonya, İskoç ve Kanada kökenli ‘John Anthony Gillis’, 9 Temmuz 1975 tarihinde Detroit, Michigan’ da “ Teresa” ve “Gorman Gillis” çiftinin on çocuğunun dokuzuncusu olarak dünyaya gelmiştir. Bu geniş ailenin yedinci erkek çocuğu olan Gillis’in üç de kız kardeşi vardır. Detroit yerel Başpiskoposluğu’nda babası muhafaza memurluğu, annesi sekreterlik yapmıştır. Kilise ve inançları Katolik bir ailede büyüyen Gillis’in hayatını şekillendirirken kararlarında etkili olmuştur. Jack ayrıca çocukluğunda Detroit Mason Tapınağı’nda Masonik bir şekilde büyümüştür.
Beş yaşındayken müzik aletleri kullanmaya başlayan Jack, ilk olarak bateri çalmayı öğrenmiştir. Abisiyle beraber şarkı kayıtları yapan Gillis, müzik eğitimine bateri ile başlamasının Surf Gitarın Kralı Dick Dale örneğindeki gibi avantaj olduğunu, gitar çalmayı daha kolay öğrendiğini söylemiştir.
GençliğiDetroit’in güneybatısında orta halli sınıfın ikamet ettiği bir mahallede, 1910′lu yıllarda inşa edilmiş ahşap üç katlı bir evde büyümüştür. Yaşıtları elektronik müzik ve hip hop dinlerken ,o , ergenlik çağlarından itibaren 60′ların rock gruplarını, Son House ve “Blind Willie McTell” gibi blues müzik sanatçılarını sevmektedir. Verdiği pek çok röportajda en sevdiği şarkının Son House’un “Grinnin In Your Face” isimli eseri olduğunu söylemiştir. 1987′de 12 yaşındayken “The Rosary Murders” (Tesbih Cinayetleri) filminde “sunaktaki çocuk” olarak küçük bir rolde oynamıştır.
2005 yılında “60 Minutes” programında “Mike Wallace” adındaki muhabirle yaptığı röportajda 14 yaşındayken bir rahip olmaya karar verdiğini söylemiştir. Wisconsin’da bir seminere katılıp, yatılı Katolik eğitimi alacakken, daha yeni bir amfi aldığını göz önünde bulundurup müziği tercih ederek din adamı olmaktan vazgeçmiştir.
EğitimiNeredeyse bir Katolik rahip olacakken fikrini değiştiren Gillis, Detroit’te “Cass Tech” Teknik Lisesi müzik bölümü mezunudur. 2005 yılında boşaltılan lise binasının, 2010 yılında konser için geldiğinde yıkıldığını gördüğünde ‘Detroit Free Press’ basınına çok üzüldüğünü ifade etmiştir. Binanın eski yerinin karşısına ‘yenisi’ inşa edilmiş olsa da değişimin geçmişi özlemesini sağladığını “Genel açıdan bakarsanız ‘yenilenmesi’ iyi bir şey olabilir. Ama ben kişisel bakıyorum. Detroit’te özlediğim bir şeyler var, artık kaybolup gitmiş şeyler…” sözleriyle ifade etmiştir.  Lisans eğitimini ise Michigan’ daki Wayne State Üniversitesi’ nde almıştır.
İlk ticari girişimleri15 yaşındayken ,1990 yılında, kariyerini ticaret sektöründe çizmeye karar verdiği için aile dostları olan “Brian Muldoon”ın yanında, mobilyacı atölyesinde yarı zamanlı, çırak olarak çalışmaya başlamıştır. Bir müddet daha farklı yerlerde de mobilya sektöründe çalıştıktan sonra kendi başına 1993 yılında, “Third Man Döşemelik” adında atölye kurmuştur. Sloganı Mobilyalarınız henüz ölmedi olan iş yerinin kartviziti sarı-siyah-kırmızı temalıdır. Sarı Ford kamyonetli, sarı-siyah üniformalı, sarı-siyah tabelalı atölyesinde ayrıca heykeltraşlık yapmaktadır. Detroit’teki diğer mobilyacılarla rekabet edemeyeceği için kendi alanını seçmiş, antika mobilya tamir edip satmıştır. Masrafları çok yüklü olduğundan dolayı iş yerini kapatmıştır.
Müzik kariyeriDöşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir. Çocukluk arkadaşı “Dominic Suchyta” ile birlikte “The Upholsterers”(döşemeciler) adını verdikleri amatör grubunda, evlerinin çatı katında 60′ların rock şarkılarından 4 parçalık bir demo kayıt yapmışlardır. Mobilyacı ustası Brian Muldoon’ın kurduğu ‘Two Part Resin’ isimli grupta gitar çalıp vokal yapmıştır. Kısa bir süre sonra, 18 yaşında, Detroit’li “Goober & The Peas” adındaki yerel bir punk rock grubunda bateristlik yapmıştır. Bu grupla verdiği mini konserler müzik kariyerinin başlangıcı olmuştur. İlk konserini ise Hamtramck’taki “Planet Ant” adındaki bir kafede vermiştir. “Goober & The Peas” dağıldıktan sonra R&B grubu “2 Star Tabernacle” ile çalışmaya başlamış, grup için piyano ve dobro çalıp geri vokal yapmıştır. “Bricks” gibi birkaç yerel grupta daha yer almıştır. Gitaristlik yaptığı indie rock grubu “The Go”’ da Nirvana nın kurulduğu Seattle’ daki “Sub Pop Record” plak şirketiyle, yer aldığı ilk albümü yapmıştır.
The White StripesJack White 1997 yılında Meg White ile The White Stripes grubunu kurmuştur. 1997 yılına kadar eline hiç baget almamış olan Meg, Jack’in kendinden bateri çalmasını istediğinde ne yapması gerektiğini bilmeyen bir çocuk gibi olduğunu ve bu kadar büyük bir başarıya ulaşacaklarını düşünmediğini söylemiştir. Meg Bateri çalarken, Jack gitar, piyano, org, mandolin vs. çalıp grubun vokalistliğini yapmıştır. Kırmızı-beyaz ve siyah dizaynların grubun enstrümanlarına kadar yansıdığı grubun kuruluşuyla ilgili olarak Jack “Grup tamamen komik olmadan ‘çocukluğa dönme’ fikrinden çıktı. Çocuklar bu işi yapsa nasıl görünürdü… Hepsinin altında derin bir mizah duygusu yatıyor. Bizi izlemeye başlayan insanların bir noktadan sonra gülümsemesini istemiştim.” demiştir. Blues, punk ve garaj rock tarzının hakim olduğu ‘The White Stripes’ adı altında 1997 yazında Detroit’teki bir gece kulübünde ilk performansını sergilemiştir. İki yıl boyunca Detroit’ te isim yapmak için çalışan Jack ve Meg, çok güzel eleştiriler alan fakat tirajı düşük, çıkış singleları olan “The Big Three Killed My Baby” isimli şarkının yer aldığı gruplarının adını taşıyan The White Stripes isimli ilk albümlerini 1999 yılında çıkarmışlardır. 2000′de yaptıkları sekiz şarkılık analog bant albümleri De Stijl ile albüm eleştirmenleri tarafından neredeyse evrensel bir övgü almışlarıdır. 2001′de White Blood Cells albümlerindeki “Fell in Love with a Girl” isimli şarkı ile başarılı bir çıkış yakalamışlardır. Yaptıkları diğer albümlerle de Avrupa, Amerika ve UK listelerinde yükselen grubun dünyaca tanınmalarını sağlayan, şimdiden klasikleşip coverları yapılan şarkıları “Seven Nation Army” olmuştur. Dünyanın pek çok yerinde turneler ve konserler vermişlerdir. 2007 yılından sonra herhangi bir faaliyette bulunmayan grup 2 Şubat 2011′de resmi web sitelerinden yaptıkları duyuruyla ‘resmen’ ayrıldıklarını açıklamışlardır.
 The RaconteursTemelleri 2005 yılına dayanan grup Brendan Benson ve Jack White’ın beraber “Steady, As She Goes” isimli şarkıyı yazdıktan sonra Jack Lawrence ve Patrick Keeler’ı dahil etmeleriyle kurulmuştur. Avustralya’da daha önceden aynı isimle kurulmuş bir grup olduğundan dolayı The Saboteurs olarak bilinmektedir. Jack White’ın kurduğu ikinci grup olan The Raconteurs’ın ilk albümleri Broken Boy Soldiers ABD ve İngiltere listelerinde ilk onda yer almıştır. ‘Mojo’ dergisi albümü yılın albümü ilan ederken, 2007 Grammy Ödülü için iki dalda aday olmuş fakat kazanamamışlardır. 2006 yılında çıkardıkları ikinci albümleri Consolers of the Lonely için Lollapalloza, Coachella Vadisi Müzik ve Sanat Festivali, New Orleans Jazz ve Miras Festivali, Bonnaroo Müzik Festivali, Austin City dahil birçok önemli müzik festivalleri dahil olmak üzere yoğun konser programlarını 2008 ve 2009′da yapmışlardır.
The Dead Weather
Müzik eleştirmenlerince “süper grup” olarak adlandırılan The Dead Weather White’ın aynı anda dahil bulunduğu üçüncü grubu olmuştur. Kuruluşunu “mutlu kaza” olarak tanımlayan grubun üyeleri Alison Mosshart, Dean Fertita ve Jack Lawrence’ dır. Kurucu üye Jack White bu sefer müzik severlerin karşısına baterist olarak çıkmıştır. İlk albümleri Horehound (2009) ve ikinci albümleri Sea of Coward (2010) Billboard listelerinde ilk ona yükselmiştir. 2011 yılında grup üyeleri dahil oldukları diğer gruplarına dönmüş müzik kariyerlerini devam ettirmişlerdir.
Solo kariyeri
2003′te White Electric Six grubunun “Danger! High Voltage” şarkısına vokal yapmıştır. 2003 yapımı Cold Mountain filminin fon müzikleri için “Sittin’ On Top Of The World,” “Wayfaring Stranger,” “Never Far Away,” “Christmas Time Soon Will Be Over” ve “Great High Mountain” isimli beş şarkı seslendirmiştir. 2006 yılında Coca-Cola için Love Is The Truth isimli reklam cingılını bestelemiş ve seslendirmiştir. O dönemde dahil olduğu The White Stripes’ın teması olan kırmızı-siyah-beyaz tonlarında hazırlanan reklam İngiltere’de ve Avustralya’da yayınlanmıştır.  2008 yılında James Bond filmi “Quantum of Solace”’in tema şarkısı ” Another Way to Die ” için White ve Alicia Keys birlikte çalışmıştır. Film yapımcıları ayrıca bu şarkıyı Coca-Cola Zero 007 ürününün reklamında kullanmışlardır. Kasım 2010′da yapımcı Danger Mouse, Daniele Luppi ve Norah Jones ile yaptıkları Rome albümü için White, “The Rose with the Broken Neck,” “Two Against One” ve “The World” isimli üç şarkıya vokal yapmıştır. “You Know That I Know,” isimli şarkıyı 4 Ekim 2011′de yayınlanan “The Lost Notebooks of Hank Williams,” filmi için bestelemiş ve söylemiştir.
Alıntıdır : Wikipedia.com


Bunlarada Bakabilirsin

1 yorum

  1. Roll ağustos sayisini okumalisiniz derim. İnsan Jack White'in müzikal ve siyasal duruşuna aşık olabiliyor röportajdan sonra. sadece blues değil, country müziğine de hassasiyetini farkedebiliyorsunuz şarkilari dinleyince. ki "popüler" tarafina bakarsak işin, insanlarin tekrar blues'u farketmelerini sağliyor bu biraz biraz.

    YanıtlaSil