HABERLER

23 Kasım 2014 Pazar

Jimmy Reed


Uluslar arası alanda en başarılı Chicago Blue müzisyeni, gene savaş sırasında Mississippi’den gelmiş olan Jimmy Reed’dir. Tamamen hareketli baslara dayanan bir gitar stili vardır; boogie-woogie ve Robert Johnson’dan etkilenmiştir ama elektro gitarla ve mükemmel ritim gitarist Eddie Taylor’un desteğiyle biraz ağırlaşmıştır: tiz sesli bazı armonika tümceleri, sözcükleri geveleyen ve tümceleri sürükleyen, taklidi mümkün olmayan bir derin güney aksanı: Jimmy Reed’in stili son derece basit, hatta yüzeyseldir. Ama sesi eşsizdir, karısı "Mama" Reed’in Chicago’da alınan klasik Blues’dan çok baladlara yakın çok güzel besteleri, birçok yetenekli prodüktörün desteğiyle mesleğe parlak bir başlangıç yapması Jimmy Reed’e bir Blues’cuya nasip olmayacak kadar büyük bir popülarite getirmiştir; bu sanatçı hem Chicago’da hemde batı yakasında, özellikle de ağır ve yavaş stiliyle bir yığın rakip yarattığı güneyde büyük ün yapmıştır. Ancak meslek hayatında büyük yanlışlar yapması, sağlığının iyi olmaması ve çok fazla içki içmesi, maddi, fiziksel ve beyinsel bir çöküntüye sürüklemiştir kendisini; Amerikan zenci toplumunun ve Avrupa’nın asla yadsınamayacak sevgi ve desteği, blues, rock ve pop müzik üstünde son derece etkili olan yapıtlarıyla hiç ilgisi olmayan bir akıbettir bu. Goin’ to New York, Shame, Shame, Shame, Honest I Do, Baby What You Want Me To Do, Odds and Ends, Carresss Me Baby en tanınmış parçalarıdır.


Pazar, Kasım 23, 2014 0

14 Kasım 2014 Cuma

Louisiana Red


Red'in Vizyonu: Louisiana Red bluesu yaşamıştır. Bluesu çalmakla kalmaz aynı zamanda onu gitarılya ve söyleyişiyle yaşar. Güçlü bir şekilde etkilendiği Muddy Waters, Lightnin' Hopkins ve Arthur Crudup'un yanı sıra kendi sesini, stilini, ve ona ait ifade formlarını uzun zaman önce buldu. Performansını sergilediğinde ani duygularını compoze ettiği unutulmuş gelenekleriyle geriye Delta Blues'a döner hatta bununda ötesinde Batı Afrika kökenlerine kadar uzanır. Yarım yüzyıldan fazla olan kariyeriyle neredeyse isimlendirebileceğiniz çoğu bluescuyla çalmış ve bunların en bilindikleri B.B. King ve Muddy Waters ile olanıdır. Ama kiminle veya nerede çaldığından ziyade, ister 10.000 insanın önünde ister samimi bir atmosfere sahip 100 kişinin olduğu bir kulüpte olsun her göründüğü sahnede aynı heves ve yoğunluğu getirebilir. Louisiana Red'in albümleri eleştirmenler tarafından başyapıt olarak adlandırılır ve 1983 yılında en geleneksel blues artisti ünvanıyla bir W.C. Handy ödülü kazanmıştır. Almanya'da yaşadığı 20 yıl boyunca Amerika'ya başarılı geri dönüşler yapmıştır. Ama bunu Red'e sorarsanız size başarısı hakkında pek bir şey söylemeyecetir. Daha çok son CD projelerinden, yeni bir şarkı veya gitar lick'inden bahsedecektir. Louisiana Red daimi yaratıcılığıyla kendi bluesunun her zaman başka bir ifadesini aramaktadır. Bir zamanlar abartılan şey haklı çıktı: Louisiana Red bluesun ta kendisidir! Hayatı: 1932 : Bessama, Alabama'da Iverson Minter olarak doğdu. Annesi doğumdan 1 hafta sonra öldü. 1941: Babası Ku-Klux-Klan tarafından öldürüldü. 1972: Sevdiği ilk karısı kanserden öldü. 1975: Monteux'taki festtivalde güçlüce etkilendiği Muddy Waters, Lighntnin' Hopkins ve Athur Crudup'tan ziyade kendi sesini, söyleyişini ve gitar ile olan ifadesini buldu. 1981 Amerika'yı Almanya'da yaşamak üzere terketti. 1983 En geleneksel bluescu ünvanıyla W.C. Handy ödülü kazandı. 1984 Sevgili karısı Dora ile evlendi. 1997 Amerika'da ilk geri dönüş konserleri 1998 Amerika'da bir kaç geri dönüş konserleri daha. Not: www.louisiana-red.com sitesindeki orijinalinden çevrilmiştir.

jimihendrix1967
 


Cuma, Kasım 14, 2014 0

19 Haziran 2014 Perşembe

1. Yavuz Çetin Gitar Festivali


Türk Blues müziğin altın adamı Yavuz Çetin'in anılacağı 1. Yavuz Çetin Gitar Festivali, 5 Temmuz'da KüçükÇiftlik Park'ta gerçekleşiyor.

Bu yıl müzisyen dostlarının vereceği muhteşem bir müzik şöleniyle Yavuz Çetin severler, Altın Çocuk'u anacak!

Türk rock camiasinin gönlünde taht kuran, 2001'de vefat eden Altın Çocuk lakaplı bir gitar virtüözü Yavuz Çetin... Her sene farklı mekanlarda, barlarda anıldı. İlk kez bu sene herkes bir araya geliyor ve barları, mekanları değil sokakları dolduracak bir anma etkinliği düzenleniyor.

5 Temmuz Cumartesi günü KüçükÇiftlik Park'ta muhteşem bir gece sizleri bekliyor! 

Yavuz Çetin Sahnesi:
Pentagram
Teoman
Ogün Sanlısoy 
Bulutsuzluk Özlemi
Moğollar 
Fuat Güner
Aylin Aslım
Kurtalan Ekspres
Pilli Bebek
Sahte Rakı 
TT Blues Band 

Yavuzcan Çetin ve Onur Konukları:
Batuhan Mutlugil 
Akın Eldes 
Tuncer Tunceli
Tanju Eksek
Alper Cengiz
Cenk Eroğlu
Gür Akad 
Zafer & Tolga Şanlı
Volkan Başaran
Özgür Çalı
Serdar Öztop
Yavuz Darıdere
Burak Güngörmüs
Anıl & Batu Sallıel

Ve sürpriz konuklar...



Perşembe, Haziran 19, 2014 0

23 Ocak 2014 Perşembe

Terry Evans


Folk ve delta-blues’un tartışmasız bir numarası olan Terry Evans çarpıcı vokal tekniği olan bir sanatçıdır. Delta Blues dünyasının kalbi olan Mississippi, Vicksburg’da doğan Evans, çok küçükken başladığı kilise korolarında, hem tenor hem bariton hem de bas olarak vokal tekniğini geliştirdi. Önceleri sadece gospel müziği ve kültürü ile ilgilenen Terry, zamanla Elmore James, Little Walter, Albert King ve B.B. King gibi isimleri dinlemeye ve onlardan etkilenmeye başladı. Böylece soul ve blues ile tanışan sanatçı, 60’larda profesyonel müzik hayatına The Knights adındaki cappella grubu ile başladı. The Nights ile güneydeki çok sayıda klüpte sahne alan ve turneler gerçekleştiren Evans, aynı dönemde gitar çalmayı öğrendi ve şarkı yazmaya başladı. John Fogarty ile birlikte çalıştığı Eye Of The Zombie’nin altın plak kazanmasından sonra Ry Cooder, Joan Armatrading, John Lee Hooker, Boz Scaggs, Maria Muldaur ve Pops Staples ile sahne ve stüdyo çalışmaları gerçekleştirdi. Bu isimler Evans’ın çok sayıda şarkısına da albümlerinde yer verdiler. 1970’lerin başında Bobby King ile biraraya gelen Evans, uzun süre çok sayıda prestijli festivalde ve kulüpte sahne aldı. Daha sonra King’in referansı ile efsanevi Ry Cooder ile çalışmaya başladı. Bir yandan King ile turnelerini sürdüren Terry Evans diğer yandan Cooder’ın Chicken Skin Music, Get Rhythm, Show Time and Slide Area albümlerinde vokaliyle yer aldı. Ilk solo kaydı olan Down in Mississippi’yi Crossroads filminin soundtrack’i için kaydetti. Ry Cooder ile uzun yıllar ABD, Avrupa ve Japonya’yı kapsayan turneler gerçekleştiren Evans, Bobby King ile 2 albüm yayınladıktan sonra solo kariyerine yöneldi. Bugüne kadar Walk That Walk, Come To The River, Puttin It Down ve 2005 yılında yayınlanan Fire in the Feeling’in de bulunduğu 6 solo albüm yayınladı. Terry Evans, blues dünyasının en dinamik vokalist ve şarkı yazarlarından biri olarak başarılı sahne performansları ve izleyicisiyle kurduğu farklı iletişimle dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor.

Perşembe, Ocak 23, 2014 0

22 Ocak 2014 Çarşamba

Syl Johnson


Yaşayan en önemli R&B vokalist ve gitaristlerden biri olan, çok yönlü blues müzisyeni Syl Johnson’ın başarı hikayesi 60’larda başladı. Mississippi’de doğan blues gitaristi Johnson Chicago’ya taşınıp 1960 yılında ilk plak sözleşmesini yaptığında sadece 8 yaşındaydı. Syl Johnson, 1967 yılında Amerika listelerinde yükselişe geçen Come On Sock It To Me ve gerçek bir soul klasiği olarak kabul edilen Take Me To The River single’larıyla Al Green, O.V.Wright, Otis Clay ve Willie Mitchell gibi R&B müzik tarihinin köşe taşlarından biri haline geldi. Johnson, blues altyapısını soul müzikle usta bir şekilde birleştirmeyi başardı. 1993 yılında yayınladığı Back In Game ile müzik dünyasına iddialı bir dönüş gerçekleştiren Johnson’a albümde, blues ve soul’un 90’lardaki yeni prensi Jonny Lang ve kendi kızı Syleena eşlik etti. Syl Johnson albümüyle 60’lar ve 70’lerde şekillendirdiği blues, soul ve R&B müziğini geniş kitlelerle paylaşmış oldu. Wu Tang Clan, Robert Cray, Public Enemy, Big Dady Kane, Ice Cube ve Ice-T gibi yeni kuşak müzisyenlerle çalışmalarına tüm hızıyla devam eden ve artık gerçek bir efsane olarak kabul edilen Syl Johnson, 17. Efes Pilsen Blues Festival kapsamında blues severler ile buluştu.

Çarşamba, Ocak 22, 2014 0